Kuru Göz Ne Demektir?

Normalde, göz, gözyaşı ile sürekli yıkanır. Gözyaşı, gözün nemli ve rahat kalmasını sağlar. Bazen gözyaşı yeterli miktarda üretilemez. Bazen de gözyaşı kalitesi bozulmuştur gözü yeterince ıslatamaz . Bu durum “kuru göz” olarak bilinir. Gözlerimizde gözyaşı üretimi için iki yöntem mevcuttur. İlki devamlı olarak göz ıslanmasını sağlayan yavaş ve sabit gözyaşı salınımı ikincisi ise ağlama, göze yabancı cisim kaçması, kirpik batması, soğuk hava ve rüzgarla temas, burun içini tahriş eden olaylar, nezle,grip veya gözün iltihaplanması durumlarında refleks yolla, fazla miktarda olan salgılamadır.ilginç bir durumdur ki gözdeki kuruluk refleks yolla, yaşarmaya sebep olabilir. Kontakt lens kullanımı gözyaşının yoğunluğunu arttırabilir.

Belirtileri Nelerdir

  • Yanma ve batma hissi
  • Göz içinde ve çevresinde mukus iplikleri(yapışkan bir akıntı)
  • Kızarıklık,
  • Aşırı yaşarma,yorgunluk hissi
  • Kontakt lens kullanırken rahatsızlık hissi.

Gözyaşı Film Tabakası Ne Demektir?

Gözümüzü kırptığımızda, gözyaşı göz yüzeyine yayılır ve bir tabaka teşkil eder. Buna gözyaşı film tabakası denir. Bu tabakada suyun yanısıra yağ, mukus, elektrolitler, vitaminler, şeker ve amino asidler bulunur. Göz yaşı film tabakası gözün ön tabakalarını besler, oksijen alışverişini temin eder bu şekilde göz yüzeyinin düzgün ve şeffaf olmasını sağlar. Bu tabaka olmazsa olmazsa, net ve düzgün bir görme mümkün değildir. Bunun yanı sıra göze giren yabancı cisimleri, allerjik ve mikrobik maddeleri yıkayıp uzaklaştırmayı sağlar . Mikrobik maddelere karşı koruyucu ımmünglobülinler ve immünmodülatörler ihtiva eder.

Kuru Gözün Sebepleri Nelerdir?

Normalde, yaşlandıkça zaten gözyaşı miktarımız azalır. Menapoz sonrası ve yaşlı kadınlarda kuru göz görülme sıklığı daha artar. Bununla birlikte, erkeklerde ve kadınlarda her yaşta görülmesi mümkündür. A vitamini eksikliğine bağlı kuru göz çok nadirdir ve özellikle de gelişmemiş ülkelerde gözlenir.

Kuru göz, başka problemlerle de ilişkili olarak da ortaya çıkabilir. Örneğin göz kuruluğuile birlikte ağız kuruluğu ve eklem ağrıları mevcut ise Sjögren sendromundan süphelenilebilir. Bazı romatizmal hastalıklar gözyaşı salgısında azalmaya yol açabilir. Bazı ilaçlar da gözyaşı salınımını azaltarak kuru göz neden olabilirler.

Bu İlaçlar;

  • diüretikler;
  • beta-blokörler;
  • antihistaminikler;

Eğer bu tedavilerin kullanılması zorunlu ise hastaya suni gözyaşı damlaları ilave edilebilir.

Kuru gözü olan insanlar, göz damlalarının toksik yan etkilerine daha yatkındırlar. Bazı suni gözyaşı damlalaları içinde bulunan koruyucu(prezervan) maddeler gözü irrite edebilir.Bu durumda koruyucu madde içermeyen damlalar kullanılabilir.

Kuru Göz Tanısı Nasıl Konulur?

Kuru gözün tanısı herhangi bir göz hekimi tarafından rahatlıkla konulabilir. Kesin tanı için gözyaşı üretimini ölçen testler yapılır.

Schirmer Testi: Alt gözkapağı iç yüzüne yerleştirilen bir filtre kağıdı ile gözyaşının yeterli olup olmadığı değerlendirilebilir.Göz kuruluğunun olmaması için en az 10 mm üzerinde olması gerekir.

Göz Yaşı Kırılma Zamanı: Boyar madde alt göz kapağının içine damlatılır göz birkaç defa açılıp kapatıldıktan sonra hiç kapatılmaması istenir 10 saniyeden önce göz yüzeyinde kuru spotların oluşması tanı açısından önemlidir.

Tedavi

1- Göz Yaşı İlavesi

Öncelikle yapılması gereken eksik gözyaşının tekrar yerine konmasıdır. Suni gözyaşı damlaları, insanın kendi gözyaşına çok benzer özelliktedir. Bunlar gözü sulandırır ve nemli kalmasını sağlayarak gözü rahatlatır Suni gözyaşı damlalarının pekçok çeşidi mevcuttur.

  • Suni gözyaşı içerisindeki koruyucu maddelere karşı duyarlılığı olan veya kontakt lens kullanan kişilere koruyucu madde içermeyen gözyaşı damlaları önerilmelidir.

Suni gözyaşı damlaları günde bir-iki defa kullanılabildikleri gibi, saatte birkaç defa dahi damlatılabilir. Bu konu da doktorunuzun tavsiyesine uymanız gerekir.

2- Mevcut Göz Yaşını Koruma (Geçici-Kalıcı Punktum Tıkaçları)

Gözlerin nemli kalmasını sağlayıcı diğer bir yaklaşım, kişinin kendi gözyaşını korumaktır.

Gözyaşı gözden bir kanal sistemi yoluyla buruna boşalır. (Bu nedenle ağladığımızda burnumuz da akar). Bu kanalları geçici veya daimi olarak tıkayabilir. Bu kapama işlemi ile, hastanın kendi gözyaşını korumak ve suni gözyaşının gözde kalış süresini uzatmak mümkün olacaktır.

3- Diğer Yöntemler

Gözyaşı da diğer sıvılar gibi buharlaşma özelliğine sahiptir. Buharlaşmayı engellemek için ortamı nemli tutmak faydalı olabilir. Bu amaçla kışın içeriyi ısıtmak için kullandığımız kalorifer veya sobanın üzerine bir kap içerisinde su koymakla odanın nemli kalması sağlanabilir.

Kuru gözü olan bir kişi sıcak oda, saç kurutma makinaları veya rüzgarlı ortamdan kendini korumalıdır. Sigarayı da bunlar arasında sayabiliriz.

Gözyaşı bezindeki inflamasyonu azaltarak gözyaşı üretimini arttıran ilaçlar son zamanlarda kullanılmaktadır ve son derece etkili sonuçlar vermektedir.

Stevens-Johnson sendromu veya pemfigoid gibi nadir hastalıklarda, A vitamini içeren damlalar kuru göz tedavisi için faydalı olabilir.


Kornea Nakli(Keratoplasti) Nedir? Nasıl Yapılır?

  • Halk arasında göz nakli olarak bilinen, aslında gözün sadece çeşitli hastalıklar sonucu bozulmuş olan en ön saydam tabakasının Ex bir kişiden alınan sağlıklı kornea dokusuyla değiştirildiği ameliyattır.
  • Kornea nakli ameliyatında bağışlanan sağlıklı korneadan 6–9 mm çapında, daire şeklinde bir parça çıkartılır. Alıcının (hastanın) korneasından da aynı büyüklükte bir parça çıkartılarak aynı bölgeye ameliyat ile dikilir.
  • Gelişen teknoloji ile birlikte kornea ameliyatları artık Intralase Lazer teknolojisi kullanılarak yapılabilmektedir. Bu ameliyatta korneanın hasta tabakası lazer ile kesilir. Gözün sağlıklı alanları hasar görmez. Aynı şekilde nakil yapılacak gözün ihtiyacına göre yeni ve sağlıklı kornea tabakası lazer ile kesilerek göze yerleştirilir. Intralase ile yapılan kornea naklinde (Intralase Keratoplasti) sağlıklı- hasta doku ayrımının yapılabilmesinin en büyük avantajı organ reddi olasılığının neredeyse olmayışıdır.
  • Kornea nakli genel anestezi altında yapılır
  • Kornea nakli olan hastalar özellikle ilk zamanlarda gözlerini kuvvetli ovuşturmaktan kaçınmalı, vurma çarpma gibi travmalardan korunmalı ve hijyene çok fazla dikkat etmelidirler.
  • Ameliyat sonrası hastaların gözlerinde ağrı, kızarıklık, görme bulanıklığı, ışığa karşı hassasiyet hissettiklerinde en yakın göz doktoruna müracaat etmelidirler. Bu saydığımız belirtiler red reaksiyonunun belirtileri olabilir ve acil tedavi gerektirir.
  • Kornea nakli olan hasta ile doktoru arasında sıkı bir işbirliği olmalıdır. Sadece operasyonun iyi olması yeterli değildir; operasyon sonrası özellikle ilk 1- 2 sene takip ve tedavide ameliyatın başarısında etkilidir.

Kornea Nakli Gerektiren Hastalıklar

  • Kornea Distrofileri (halk arasında beneklenme hastalığı diye bilinir) kalıtsaldır,
  • Keratokonus (Korneanın kronik olarak bozulması),
  • Kornea yaralanmalarından sonra,
  • Kornea enfeksiyonu,
  • Kimyasal yaralardan sonra,

Bu saydığımız hastalıklarda kornea nakli sonrası kişinin tekrar görmesini kazanması için mutlaka gözün arkasındaki yapıların (damar ve sinir) sağlam olması gerekmektedir.

 


Gözün şeffaf ve bombeli ön bölümüdür. Kırılmayı sağlayan ve ışık ışınlarına karşı retinayı pencere görevi yaparak koruyan bir membrandır. Şeffaf olmasını sağlayan yapısında damar bulunmamasıdır. Beslenme ve metabolik ihtiyaçları limbusta sonlanan kan damarlarının desteğiyle sağlanır.

Kornea Üç Tabakadan Oluşur

  • En dışta lipofilik özellik gösteren, yenilenebilen epitel
  • Ortada hidrofilik özellik gösteren, bakteri, virüs, mantar v.b. gibi mikroorganizmalar için son derece elverişli stroma
  • En içte de Aköz hümor ile temas halinde bulunan, lipofilik ve kendini yenileyemeyen endotel tabakası vardır.

Kornea ve skleranın birleşme yerine limbus denir. Nemlenmesi ve oksijen ihtiyacı gözyaşının aköz tabakası tarafından sağlanır.

Dış ortamdan gelen ışığı kırmak, Gözün sklera ile kaplı olmayan daha içerdeki yapılarını korumak, Önkamaranın ön kısmını şekillendirmektir.

Kornea sürekli ıslak olmalıdır. Gözyaşı filmi epiteli, aköz humör ise endoteli nemli tutmaya yardımcı olur. Bu sıvılar aynı zamanda korneaya oksijen ve diğer gerekli maddeleri de sağlarlar.


Kontakt Lens Nedir?

Gözün kırma kusurlarını düzeltmek için gözlüğe alternatif olarak üretilmiş, kornea ön yüzeyine takılan merceklere kontak lens denir. Kontak lensler kırma kusurlarını düzeltme amaçlı olarak kullanılmakla beraber kozmetik ve tedavi edici amaçla da kullanılabilir.

Refraksiyon ve optikle ilgili ilkeler gözlüklere benzer şekilde kontakt lenslere de uygulanır. Bunlar, miyopi ve hipermetropi derecesine göre oluşan kornea eğriliğinin bir kontakt lens yüzeyi ile değiştirilerek var olan kusurun düzeltilmesidir. Astigmatizmaların çoğunlukla kornea ön yüzeyinin çarpıklığı sonucu oluşmasından dolayı ya sert kontakt lenslerin kullanılması ya da özel olarak astigmatizmaya yönelik üretilmiş yumuşak lenslerin(torik lens) kullanılması gerekmektedir.

Küçük numaralarda gözlük ve kontakt lens numaraları ayni iken numara arttıkça miyopların gözlüğe göre daha küçük, hipermetropların ise daha büyük numaralı bir lens kullanmaları gerekmektedir.

Kontakt Lens Çeşitleri

Günümüzde temel olarak iki çeşit lens vardır. Bunlar gaz geçirgen sert lensler ve yumuşak lenslerdir.

Gaz Geçirgen Sert Lensler

Göze oksijen geçişine izin verdikleri için bu adı alırlar ve bu özellikleri nedeniyle artık kullanılmayan sert lenslere göre kornea epitel metabolizmasını daha az bozarlar. Korneanın seklini almadıkları için yüksek astigmatizma ve keratokonus gibi olgularda özellikle tercih edilirler.

Yumuşak Lensler

Çok değişik tipleri vardır. Günlük kullanılan 1 gün ömürlü lensler, günlük kullanılan 1 ay ömürlü lensler, günlük kullanılan 3 ay ömürlü lensler, günlük kullanılan 1 yıl ömürlü lensler, 1 ay kullanılan 1 ay ömürlü lensler, bazı göz hastalıklarının tedavisi için kullanılan tedavi edici lensler, bifokal lensler ve renkli lensler gibi. Bunların kullanımı oldukça rahattır. Gözdeki kusurun düzeltilmesi için kullanılan lenslerin çoğu renksizdir ve göze takıldığında görünümü değiştirmezler. Takıldıkları sürece kusuru giderir ve berrak bir görüntü sağlarlar.

Kontakt Lenslerin Gözlüğe Göre Avantajları

  • Lensler nesneleri gerçek büyüklüğünde gösterir.
  • Lensler daha geniş görüş alanı sağlar. Gözlükte yan görüş zayıftır.
  • Lenslerin rahatsız edici engellemeleri yoktur. Gözlükte çerçeve ve mercek kenarları her zaman hissedilebilir.
  • Lensler soğuktan sıcak ortama geçişte buğulanmaz. Gözlükte ise buharlaşma ve buna bağlı olarak net görememe olabilir.
  • Lensler spor, dans ve diğer etkinliklerde sizi rahatsız etmez. Gözlük ise etkinlik sırasında sürekli düşer.
  • Lens kullanımında güneş gözlüğü takılabilir. Gözlük ise güneş gözlüğü takımını zorlaştırır.
  • Lensler yüzde ağırlık yapmaz. Gözlük ise rahatsızlık vericidir.

Kontakt Lenslerinizde Aramanız Gereken Özellikler

Gözünüze uygun olmayan kontakt lens problem çıkaracaktır. Bu nedenle hangi tür kontakt lensler olursa olsun,sadece kozmetik amaçlı dahi olsa, mutlaka doktor muayenesinden sonra alınmalıdır. Muayene sırasında gözünüze en uygun çap ve radiusta kontakt lens çeşidi belirlenecek ve Kontakt lens Merkezimde daha önce Kontakt lens tecrübeniz yoksa deneme lensi takılarak gözünüzün kontakt lense gösterdiği reaksiyon değerlendirilecektir. Kontakt lens takip çıkarma size öğretildikten sonra lensiniz anında size teslim edilecek yanında lens kabı, solüsyonu ve kullanım kılavuzu da verilecektir.

Lensleri Sorunsuz Kullanabilmek için Bilgiler

  • Lenslerinizi göz doktorunuzun önerdiği saatler süresince kullanın.
  • Gözlerinizde rahatlık hissetseniz dahi, maksimum kullanma süresini aşmayın.
  • Gözlerinizin düzenli olarak göz doktoru tarafından muayene edilmesini sağlayın.
  • Lenslerinizi her çıkarışta temizleyin, durulayın ve dezenfekte edin.
  • Aynı solüsyonu bir seferden fazla kullanmayın. Farklı lens bakım sistemlerini art arda bir arada uygulamayın veya lens bakım sisteminizi değiştirmeyin. Yalnızca göz doktorunuzun önerdiği sistemi uygulayın.
  • Lenslerinizi başkaları ile paylaşmayın.
  • Aeresol ve spreyleri kesinlikle lensleriniz ile temas ettirmeyin.
  • Göz kapaklarınızın iç kenar kısmına makyaj yapmayın ve göz doktorunuza önceden danışmadan damla veya göz ilaçları kullanmayın.
  • Solüsyon şişesinin ucuna parmağınızla veya lensinizle dokunmayın.
  • Gözleriniz rahatsız ise, lenslerinizi kullanmayın ve durum devam ediyorsa doktorunuza danışın.

 


Göz kapağının iç kısmını ve gözün ön yüzeyini kaplayan şeffaf bir zar olan konjonktivanın iltihaplanması durumudur.

Virüs ya da bakteri nedeni ile oluşabilen bir göz rahatsızlığıdır. Bu nedenle olabileceği gibi alerjik reaksiyon ya da yeni doğmuş bebeklerde göz yaşı kanalının tam olarak açılmamış olması durumundan dolayı meydana gelir. Bu durumda konjonktivin iltihaplanmasına sebep olabilir.

Rahatsızlığın belirtileri; gözlerde kızarıklık ile birlikte kaşıntı, sadece kızarıklık yada sadece kaşıntı, gece oluşan göz yaşı akıntısının kabuk halini alması gibi belirtiler ile kendini gösterir.


Korneanın incelmesi ve sivrileşmesidir. Keratokonus hastalarında korneanın bombeliğinin miktarı doğuştan kazanılan bir özellik olarak giderek artar, yani kornea öne doğru sarkar. Korneanın öne doğru bombeleşmesinde artışın olması sonucunda astigmat meydana gelir. Keratokonus hastalığının hafif(evre 1), orta(evre 2), ileri(evre 3) ve ciddi(çok ileri) olmak üzere farklı evreleri vardır. Keratokonusun ilk bulgusu görme bulanıklığıdır. Ayrıca şikayetler arasında ışık hassasiyetinde artış, kamaşma, gece görüşünde azalma, baş ağrısı, okuma zorluğu, çift görme, yanma, batma ve kızarıklık hastalığın sık gözlenen bulgularıdır. Bu gruptaki hastaların hayat kalitesi düşer, görme kalitesi ileri derecede etkilenebilir.

Keratokonus genellikle her iki gözüde tutan bir hastalıktır, ancak gözlerden biri diğerine göre daha fazla etkilenebilir.

Kadın/Erkek oranı eşittir. Keratokonus sıklıkla gençlik çağlarında fark edilir, nadiren yirmili yada daha geç yaşlarda da açığa çıkabilir.

 Her göz muayenesinde değişen ve artış gösteren astigmatizma keratokonus hastalığını akla getirmelidir. Eğer hastalık takipsiz bırakılır ise korneada aşırı incelme olur (ciddi keratokonus), ödem ve bulanıklık nedeniyle hastanın görmesi çok azalır.

Kontakt lensler, korneal cross-linking, kornea içi halkalar, kornea nakli, keratokonus tedavisinde uygulanan tedavi yöntemleridir.

Yumuşak kontakt lensler ve gözlükler göz yüzeyinin düzensiz yapısını tamamen düzeltemediği için gaz geçirgen kontakt lensler keratokonus hastaları için daha uygundur. Ancak bu tip kontakt lensleri de kullanmak daha zor bir durumdur, hastalar her zaman çok rahat edemezler. Hem hasta hemde doktor tarafından sabır ve özen gerektirir.

 Ultraviyole A ve damla formunda riboflavin kullanılarak kornea tabakasının iç bağlarının arttırılması ve, korneanın daha dirençli hale getirilmesidir. Bu tedavinin amacı ilerlemekte olan keratokonus hastalığını durdurmaktır.

Korneal halkalar keratokonus hastaları için son dönemde geliştirilen tedavi yöntemlerinden birisidir. 2 adet saydam olarak izlenen yarım daire şeklindeki küçük parçalar kornea içine yerleştirilir. Korneal halkalar keratokonusun ilerlemesini durdurmazlar, keratokonus hastalığının neden olduğu görme bozukluğunu geçici olarak düzeltmektedirler.

Keratokonus hastalarının %20’si kornea nakline gitmektedir. Kornea nakli, korneanın merkezdeki 7-9 mm’lik bölümünün yer değiştirilmesi ameliyatıdır. Kornea nakli ameliyatı geç dönemde gelen keratokonus hastaları için kaçınılmaz bir son olabilir. Bu ameliyattaki başarı %95 olarak bildirilse de nadir de olsa ciddi komplikasyonlar içermektedir.


Gözü nemlendiren gözyaşı sıvısı gözün iç kısmındaki küçük kanalcıklardan buruna doğru ilerler. Bu kanalın, çoğunlukla göz yaşı kesesinin alt kısmında tıkanması sonucu hastalık karşımıza çıkmaktadır. Göz yaşı kanalı tıkanıklığı en sık ilk bir yaştaki bebeklerde, orta yaş ve sonrası kadınlarda, burun yapısı eğri olan bireylerde ve uzun süren burun enfeksiyonu ve alerjiler sonucu görülür. Göz yaşı buruna geçemediğinden, göz kapağından yanağa doğru akar. Göz yaşı kanalı tıkanıklığı, gözde sık sık enfeksiyona da neden olur.

Göz Yaşı Kanalı Tıkanıklığının ve Enfeksiyonun Belirtileri

  • Aşırı sulanma
  • Gözde sık sık çapaklanma
  • Burun köküne basmakla, göze iltihap gelmesi
  • Burun kökününde şişlik

Bebeklerde Göz Yaşı Kanal Tıkanıklığının Tedavisi

  • İlk 1 yıl masaj uygulaması yapılır. Masaj burun kökünden, aşağı doğru sıvazlama şeklinde uygulanır. Günde 3-4 kez, 5 dakika bu masaj hareketini yapmak gerekir. Masajla kendiliğinden kanalın açılma ihtimali %95 civarındadır.
  • Gözde çapaklanma oldukça antibiyotikli göz damlaları kullanılır.
  • 1. yılın sonunda, yaşarma geçmezse kanal kendiliğinden açılmadı demektir. O zaman “probing“ denilen sondalama işlemi yapılır. İlk sondalamadan sonra yaşarma şikayeti geçmezse, 2 ay sonra 2. bir sondalama daha yapılır.
  • 2. sondalama ile de yaşarma geçmezse, bu kez 3 yaşın dolması beklenir ve “dakriyosistorinostomi” denen ameliyat yapılır.

Erişkinlerde Göz Yaşı Kanal Tıkanıklığının Tedavisi

1- Multı Diode Lazer

Multi Diode Lazer” ile gözyaşı kanalı ameliyatları kısa sürede kansız, izsiz olmaktadır.

MultiDiode Lazer DSR Ameliyatlarının Diğer Gözyaşı Kanal Ameliyatlarına Avantajları Nelerdir?

  • Multidiode operasyonun en önemli avantajı diğer yöntemlere göre ameliyatın 8 – 10 dk. gibi çok kısa sürede gerçekleşebilmesidir.
  • Multidiode lazer de kanama yok denecek kadar azdır.
  • Ameliyatta doku zedelenmesi multidiode lazerin özeliğinden dolayı yok denecek kadar az olmaktadır.
  • İyileşme süresi çabuktur. Hasta ameliyattan hemen sonra hastaneden çıkabilir. Multidiode lazer operasyonun ertesi günü sosyal yaşantısına dönebilir.
  • Ciltten kesi yapılmaması ve gözyaşı kesesi etrafındaki kasların zarar görmemesi diğer avantajlarını oluşturur.
  • Daha önce gözyaşı kanalında ameliyat olmuş hastalara ikinci ameliyatın “MultiDiode Lazer” ile yapılması diğer yöntemlere göre daha başarılı olmasını sağlamaktadır.
  • Multidiode lazer tedacvisinde tüm işlem endoskopi ile burun içinden izlenebilir. Gerektiğinde burun içinden de müdahale edilebilir.

Operasyonun Başarısı Nelere Bağlıdır? Ameliyat Tekrarlanabilir mi?

Bu operasyonu sadece göz doktorları gerçekleştirmektedir. MultiDiode Lazer DSR ameliyatları Oküloplastik cerrahi alanında uzmanlaşmış hekimler tarafından yapılmaktadır.

Başarı oranı operasyonu yapan cerraha ve cerrahın tecrübesine göre değişir. Cerrahi öncesi hastanın çok iyi muayenesi şarttır.

Ameliyatın başarı oranı ilk kez kanal tıkanıklığı operasyonu yapılan vakalarda yüzde 90’ın üzerinde, daha önce başka yöntemlerle yapılanlara uygulandığında ise yüzde 87.5’tir. Bu yöntemle ameliyat gerekli duyulur ise tekrarlanabilir.

2- Dakriyosistorinostomi (Açık Cerrahi)

Lokal veya genel anestezi altında burun köküne yaklaşık 1 cm’ik bir kesi yapılır.

  • Burun kemiğinde küçük bir kemik pencere açılır,
  • Göz yaşı kesesinden burun boşluğuna direk geçiş oluşturulur.
  • Bazı durumlarda silikon bir tüp punktumlardan geçirilebilir.
  • Cillteki kesi dikişlerle kapatılarak işlem sonlandırılır.

Dakriyosistorinostomi Ameliyatının Doğurabileceği Sorunlar (Komplikasyonlar)

  • Yara yerinin mikrop kapması
  • Kanalın tekrar tıkanması.( %20)

Dakriyosistorinostominin Karnesi

  • Anestezi : lokal veya genel anestezi,
  • Süre: 45 dakika
  • Bandaj: Göz bandajlanır. Bandaj ertesi gün açılır.
  • Ameliyat sonrası: Göz çevresinde şişlik, 7 gun sürer.
  • Dikişler: 7 gün sonra alınır.
  • Kontroller: Ameliyatın ertesi günü, 7 gün sonra, 1 ay sonra, 3 ay sonra
  • Göz damlaları ve pomad: Dikişlerin üstüne antibiyotikli pomad 1 hafta, göze antibiyotikli damla.

Göz Tembelliğine Yol Açan Etkenler?

Gözlerin normal olarak kullanılmasını engelleyen her türlü durumda ortaya çıkar. Çoğu durumlarda göz tembelliği kalıtsal olabilir. Ailesinde göz tembelliği olan çocuklar göz doktoru tarafından mutlaka muayene edilmelidir. Erken teşhis her zaman önemlidir.

Göz Tembelliğinin 3 Ana Etkeni, Sebebi Vardır.

Şaşılık; göz tembelliğinin en çok ve en sık görülen sebebidir. Kayan göz görüntüyü beyine iletmez ve kişi daha iyi gören gözü kullanır.

Kırma kusurları; mevcut olan yüksek kırma kusuru nedeni ile bir göz diğerinden çok bulanık görüyor ise, bu göz görsel gelişimini tamamlayarak tembel hale gelir. Görünüşte gözlerde herhangi bir problem olmadığı için tespit edilmesi en zor olan göz tembelliği tipi budur. Aileler çocukların gözünde ki kaymayı tespit ettiklerinde hemen muayenesi sağlanır fakat bu zamanda çocukta yaş ilerlediği için çoğu kez geç kalınmış olur. Bu nedenle 4 yaş öncesinde tüm çocukların şikayet olsun olmasın, mutlaka muayene edilmesi gerekmektedir.

Saydam olması gerekli göz dokularında bulanıklık; bu durumun başında katarakt gelir. Bu tip göz tembelliği en çabuk gelişen göz tembelliğidir. Dolayısı ile her yeni doğan çocuğun mutlaka bir çocuk doktoru tarafından son derece kolay bir test olan, kırmızı yansıma testine tabi tutulması gerekir ve bir anormallik olduğu görülürse mutlaka göz doktorunda muayene edilmesi gerekmektedir. Çünkü bu tip göz tembelliği çok erken ve çok derin olarak gelişir. Doğumsal katarakt mümkün olan en kısa zamanda cerrahi olarak tedavi edilmelidir.

Göz Tembelliği Nasıl Teşhis Edilir?

Çocukların görme muayeneleri 3.5-4 yaş öncesinde oldukça güçlük arz eder. Daha küçük çocuklarda ve bebeklerde sağlam gözün doktor tarafından elle kapatılması halinde tepkiyi değerlendirmek gibi bir takım yöntemlerle göz tembelliği olan göz tespit edilmeye çalışılır. 4 yaş öncesi muayenede göz doktoru temel olarak şunları yapar. Gözlerde herhangi bir kayma olup olmadığını muayene eder. Daha sonra saydam ortamlarda herhangi bir bulanıklık olup olmadığına bakar, göz bebeğini damla ile genişletilerek, her iki gözün refraksiyon (kırma) değerlerini ölçer. Burada önemli olan nokta özellikle bir gözde, diğerinin çok üzerinde bir kırma kusuru olup olmadığıdır. Bunun dışında her iki gözdeki yüksek kırma kusurları da dikkate alınır. Kırma kusuru muayenesi dışında retina (görme zarı) ve optik sinir (görme siniri) muayenesi de yapılarak muayene tamamlanır.

Göz Tembelliği Nasıl Tedavi Edilir?

Göz tembelliğinde tedavinin esası zayıf gözün kullandırılmasına dayanır. Bu, sağlam gözün özel bir bandajla haftalar bazen aylar boyunca kapatılması ile yapılır. Önce gerekli olan reçete edilir. Çocuk bunu kullanmaya başlar ve kapama tedavisi yapılır. Ameliyat öncesi belli bir dönem kapama tedavisi yapılır, ameliyat uygulanır, daha sonra bir müddet daha kapama yapılmaya devam edilir. Çocuklar kapama yapılmasından hiç hoşlanmazlar. Ve bunu reddederler. Ancak ebeveyn olarak bu dönem, sizin ilgi ve sabrınızla, başarılı bir şekilde yaşanabilir.


Glokom (halk arasında göz tansiyonu olarak da bilinir), sıklıkla 40 yaş üzerinde görülen, genellikle yıllar içerisinde ilerleme gösterip,görme yeteneği için gerekli olan göz sinirine zarar veren bir hastalıktır. Glokomda görme kaybı oluştuğunda,geri dönüş şansı yoktur. Bu nedenle erken tanı ve tedavi çok önemlidir. Erken tanı için dikkatli bir göz muayenesi şarttır. Merkezimizde dünyanın en son teknolojisine sahip cihazları ile donatılmış sistemler yardımıyla glokomun erken tanı ve tedavisi yapılmaktadır.

Glokomun Belirtileri;

  • Sabahları belirginleşen baş ağrılar
  • Zaman zaman bulanık görme
  • Geceleri ışıkların etrafında ışıklı halkalar görülmesi
  • Televizyon izlerken göz etrafında ağrı

Glokom Riskini Artıran Faktörler Nelerdir?

  • Ailede glokom öyküsünün olması (genetik yatkınlık)
  • 35 yaşın üzerinde olunması
  • Şeker hastalığı
  • Şiddetli kansızlık veya şoklar
  • Yüksek-düşük sistemik kan basıncı (vücut tansiyonu)
  • Yüksek Miyopi
  • Yüksek Hipermetropi
  • Migren
  • Uzun süreli kortizon tedavisi
  • Göz yaralanmaları
  • Irksal faktörler

Bu özelliklere sahip kişilerde glokom hastalığının ortaya çıkma riski normalden daha yüksek olduğu için bu kişilerin görme sinirindeki hasarın erken tespiti amacıyla düzenli olarak göz muayenelerini yaptırmaları uygun olur.

Glokom Nasıl Teşhis Edilir?

Göz tansiyonunun takibinde ve görme sinirinde hasar oluşup oluşmadığının belirlenmesinde ileri teknoloji ürünü tetkik cihazları kullanılmaktadır. Bu cihazların verilerini yorumlayan glokom uzmanı hekimlerimiz hastanın tedavi sürecini planlar. Bunlar; görme sinirindeki hasardan dolayı görme kaybının miktarını gösteren görme alanı, görme siniri ve sinir lifi analizi yapan OCT (optik sinir tomografisi), HRT (sinir lifi analizi) ve ölçülen değerinizin gerçeğe ne kadar yakın olduğunu belirleyebilecek olan PAKİMETRE cihazlarıdır. Bunlar glokomun teşhis ve tedavisinin planlamasında büyük önem taşırlar.

Resim Gelecek Görme Alanı HRT Optik sinir başı analizi yapar OCT Makula ve optik sinir ölçümleri yapar

GlokomGlokomGlokom

Glokomun Tedavisi Nasıl Yapılır?

Glokomun Tedavisinde Üç Şekilde Yapılabilmektedir.

  • İlaç tedavisi
  • Lazer tedavisi
  • Cerrahi tedavi

İlaç Tedavisi: Glokomun ilaçla tedavisinde kullanılan birçok damla mevcuttur. Bu damlalar değişik etki mekanizmalarıyla göz içi basıncını düşürürler. Belirli aralıklarla düzenli olarak ve hayat boyu kullanılırlar. Başlangıç tedavisi ile başarılı olunamazsa, ikinci damla eklenir. Yine göz tansiyonu düşmezse tedaviyi yapan doktorun görüşüne göre üçüncü damla eklenir veya diğer tedavi yöntemlerine başvurulur.

Laser Tedavisi: Glokom tedavisinde, ilaç tedavisine yeterli cevap alınamayan hastalarda laser işlemi, ameliyattan önce uygulanabilen bir tedavi seçeneğidir. Gecikmeden uygulandığında bu yöntem çok başarılıdır.

Cerrahi Tedavi: Ameliyatla, gözün beyaz kısmında küçük bir kanalcık açılır. Dışarıdan görünmeyecek kadar küçük olan bu kanal ile gözün içerisindeki yüksek basınçlı sıvının tahliyesi kolaylaşır.

Glokom (Göz Tansiyonu) Nedir?

Glokom erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde sonucu görme kaybına kadar varabilen sinsi bir hastalıktır. Bu sebeple her yıl düzenli göz muayenesi olarak göz tansiyonu kontrol edilmelidir.

Glokom, görme siniri hasarının oluştuğu bir dizi durum için kullanılan bir terimdir. Glokomun başlıca nedeni göz içindeki basıncın yüksekliğidir. Görme sinirinin dolaşımının bozulduğu, doku zaafiyeti veya yapısal bozuklukların görüldüğü durumlarda görme siniri basınca daha duyarlı hale gelebilir ve basınç yükselmeksizin de hasar gelişebilir. ( Normal Tansiyonlu Glokom )


Gözde Lazer Nedir

Miyop, astigmat ve hipermetrop gibi gözde kırılma kusurlarının tedavisinde uygulanan cerrahi yöntemidir.

Görme bozukluğunun derecesine göre, bilgisayar aracılığıyla programlanan Excimer Laser ışını ile gözün üzerindeki saydam kornea tabakasının yeniden şekillendirilerek doğru odaklama ve net görme sağlanır.

Excimer Laser ile tedavi yöntemleri nelerdir?

Yüzeysel Tedavi (PRK-LASEK)

PRK tekniğinde gözün en ön saydam tabakası olan kornea epiteli alındıktan sonra lazer uygulanır. Epitel dokusu kendi kendine 3 günde iyileşir. LASEK tekniğin de gözün en ön saydam tabakası olan kornea epiteli seyreltilmiş alkol ile yumuşatılarak kaldırılmakta ve altta kalan kısma lazer uygulanmaktadır. Ardından epitel tekrar eski pozisyonuna yerleştirilmektedir. İyileşme 3 günde gerçekleşir.

LASIK

Mekanik bir bıçak vasıtasıyla kornea dokusundan bir kapakçık kaldırılıp, kapakçığın altındaki dokuya Excimer Lazer ışınları uygulanarak görme kusurunun düzeltilmesi yöntemidir.

Intralase LASIK

IntraLase iFS femtosaniye lazer teknolojisi ve kişiye özel Excimer Laser ‘in birlikte kullanımıyla gerçekleştirilen Intralase Lasik Excimer Laser, refraktif cerrahide miyop, hipermetrop, astigmat gibi görme kusurlarının giderilmesi için uygulanmaktadır.

Halk arasında İLASIK olarak da bilinen, Intralase LASIK lazer ile yapılan tedaviler içinde en güvenli olandır.

WAVEFRONT (Kişiye özel tedavi)

Wavefront analizi yardımıyla, gözün bütününe ait kırma kusurları haricindeki diğer kusurları da giderilebildiği için daha kaliteli bir görme elde edilir. Wavefront tıpkı kişinin parmak izi gibi, kendine özgü kornea haritası üzerinden çalışılan, kişiye özel bir tedavi yöntemidir. Bu sayede karanlıkta görüş kalitesi diğer standart lazer yöntemlerine göre daha üst seviyelere çıkmaktadır. Her gözün, karakteristik yapısı birbirinden farklı olduğu için bu tedavinin diğerlerinden farkı, kişinin kendisine özel bir tedavi olmasıdır.

İLERİ GÖZ TAKİP SİSTEMİ

Lasik tedavisi sırasında kullanılan cihazın Turbo Eye Tracker (turbo göz takip) sistemi sayesinde hastaların gözlerinde tüm yatay ve dikey hareketler izlenebilmektedir.

Statik Torsiyon (dönme) kontrolü sayesinde, hastanın dikey (otururken) ve yatay (sırtüstü yatarken) pozisyondaki en küçük göz hareketleri arasındaki farklılıklar dahi otomatik olarak düzeltilmektedir.

Dinamik Torsiyon kontrolünde ise gözün tüm dönme hareketleri takip edilerek gerekli düzeltme otomatik olarak yapılır.

Kimler Excimer Laser tedavisi olabilir?

  • 18 yaşın üzerinde olup gözlük ve kontakt lens kullananlar.
  • Gözlerinde keratokonus, göz tansiyonu gibi göz hastalıkları bulunmayanlar.
  • Diabet ve romatizma gibi sistemik hastalıkları bulunmayanlar.
  • Göz kusuru en az bir yıldır değişmeyenler.
  • Hamile ve emzirme döneminde olmayanlar.

Lazer Tedavisi Öncesi Dikkat Edilmesi Gerekenler?

Sert kontakt lens kullanan hastalarımızın 3 hafta, yumuşak kontakt lens kullananların ise 1 hafta önceden lens kullanımını bırakmış olması gerekmektedir.

Geleceğiniz için adım atın